10. Gün
Gün benim için erken başladı. Kahvaltı bile yapmadan acele bi şekilde metroya bindim. En yakın arkadaşımla dışarıda buluştuk daha önce gittiğimiz bi mekana oturduk. Uzun uzun kahvaltı yaptık sohbet ettik. Geçen hafta benim evimde görüşmemişiz gibi ya da öncesinde yine aynı mekanda uzun uzun kahvaltı yapmamışız gibi hasret giderdik. İnsanın çocukluğu, gençliği bi film şeridi gibi geçiyor gözlerinin önünden. Anılar birbiri kovalıyor. Her şeye rağmen atılan kahkahalar gözlerimizden yaşı silip süpürüyor. Saatler birbirini kovaladı gün yetmedi ama yarın için tekrar ve son kez buluşmak için sözleştik evlerimizin yolunu tuttuk.
Bugün yapabildiğim tek şey bol bol yürümekti. 9078 adım atmışım. Hiçbir şey yapamıyorsan bile yürümelisin, demiştim kendime. Yürüdükçe; yürüyüşün aslında “ hiçbir şey “ olmadığını gördüm. Bol bol yüyüyüş , bol bol çay, bol bol kahkaha. Çalışmam gereken dersleri çalışamadım, izlemem gereken videoları izleyemedim. Kendimi suçlu değil aksine mutlu hissediyorum. Muhtemelen pazartesiye kadar bu tempoda geçecek fakat şikayetçi değilim. Mükemmel olmak tam ve kusursuz olmak değil - miş çok iyi anladım.
Şehirler ve insanlar bir potansiyel taşıdığında ve o potansiyelin öyle ya da böyle, kıyısından köşesinden deneyimlenebileceğine inandığımda her şey anlamını buluveriyor benim için. Öyle güzel görünüyor ki dünya, hiçbir yere sığamıyor taşıyorum sanki. O yüzden şehri de insanları da keşfetmeyi seviyorum. Ara ara sakinliği seviyorum tabiki de ama genel anlamda hislerim bunlar. Hiçbir zaman köy insanı olmadım. Instagramda şehir mazoşizmi isimli bi video karşıma çıktı. Belki de beni anlatan en iyi kavram diyebilirim.
Hayatı yeniden keşfetmek; kimi zaman uzun uzun yürümek kimi zaman her gün baktığın pencereden farklı bi gözle bakmak demek benim için. Biten her şey yeniden kendini var edecektir. Bitiyorsa peşinden bir başlangıç da gelir. O yüzden gün batımlarını çok seviyorum. O gün kötü geçti ise gün batar ve “ bak her şey geçti” dersin derin bi oh çekersin. Bitiş ne kadar karanlık olsa da devamında gün ağaracağını bilirsin. Bu benim için umuttur.
Bugün şehre, insanların arasına karıştığımda hissettiklerim bunlardı. Herkes gibi mecburiyetten değil de keyfi olarak akan trafiğe katılmak, dar sokakları arşınlamak, kırmızı ışıkta beklemek, şehri ve insanları yeniden keşfetmek bana haz verdi. Yenilik kadar bana yaşam enerjisi veren başka bi şey yok sanırım.
Akşam eve geldiğimde evde beni bir hediye bekliyordu. Yeni yıl ajandası. Her ne kadar ajanda kadını olmasam ve ajanda almayacağım desem de rengini ve sayfa düzenini çok beğendiğim için itiraf etmeliyim ki çok mutlu oldum. Muhtemelen ben yine günümü telefon üzerinden planlarım ve o ajandayı başka bi amaçla kullanırım ama olsun. Yenilik iyidir. Turuncu rengin enerjisini de kalpten inanıyorum.
Çay içerken dizimin izlemediğim bölümlerini izledim. Şu anda bu satırları yazıyorum. Yarının kandil olması da heyecanlandığım başka bir konu. 100 mükemmel gün’ün üç aylara denk gelmesi umudumu tazelemek ve yenilenmek adına bana güç veriyor. Her şeyiyle mükemmel bi gündü diyebilirim. Şimdi biraz kitap okuyacağım sonrasında muhtemelen uyurum. Yarın görüşmek üzere.
Yorumlar
Yorum Gönder