11. Gün
Yine gecenin sonuna kaldı bloga uğramak. Böyle olunca pek yerleşemeden yazıyorum tabii.
Sahurdan sonra saat dokuz buçuğa kadar hiç uyuyamadım. Kalkıp salona geldiğimde ise dış kapının oradan bi ses işittim. Biri asansörün önünde şarkı söylüyordu hem de rap. Rüya mı görüyorum acaba dedim bi an. Koridordaki adam kafayı bulmuş gibi sesler çıkarıyordu. Acaba hasta mı sarhoş mu cidden şarkı mı söylüyor derken üç dört dakika bekledim. O beyfendi de bağıra bağıra koridorda rap söylemeğe devam etti. Biraz daha susmasaydı güvenliği arayacaktım. Neyse ki asansöre bindi gitti. Ne yaşadım şimdi ben dedim. Döndüm yatağa zor da olsa tekrar uyudum.
Öğle saatlerinde uyandım fakat bugün kandil olduğu ve oruçlu olduğum için canım hiç yürüyüşe çıkmak istemedi. Kendimi o kadar enerjik hissetmedim. Dün arkadaşımla yeteri kadar yürümüştüm. Ayrıca bir gün saatlerce sosyalleşince ertesi gün yataktan çıkmak dahi istemiyorum.
Gördüğüm rüyadan çok etkilendiğim için - rüyamda çok mutluydum ki bu nadirdir - bugün için kaynar kazan gibiydi. Tüm gün fokurdadım ve buraya taşımayı da çok istedim ama yine olmadı yine olmadı.
İftar sonrası hızlıca hazırlanıp mahallemizdeki mescide gittik. Böyle mübarek günlerce cemaatle beraber ibadet etmeyi seviyorum ve çok değerli buluyorum. Eve geldiğimizde saat epey geçti. Çay içtik ve televizyondaki çağrı filmini izlemeye başladık. Bunları yazarken film halen devam ediyor.
Günüm çok hızlı geçtiği için ne bi şey çalışabildim ne de kitap okuyabildim. Olmamasında bir sorun yok ama olduğunda da pamuk gibi olduğumu bildiğim için mahrumiyet gibi bir şey hissediyorum bazen. Bazen de hissetmiyorum. Çok önemli değil o yüzden.
Bugün çok uzun zamandır istediğim buhari kitabını sipariş ettim. Kitabım gelir gelmez derslere başlayacağım. Hedeflerime yenisi eklendi. Bu dersler için ayrıca heyecanlıyım uzun zamandır yapmak istediğim bir şeydi. Hafta sonu da sınavlarım var ama fark ettiyseniz hiç ondan bahsetmiyorum çünkü artık o bölüme dair okumak ya da çalışmak istemiyorum maalesef. Pazartesiye kadar günlerim böyle sallantıda geçecek gibi ama olsun.
Öğleden sonra birkaç telefon görüşmesi yaptım. Telefonla konuşmayı hiç sevmiyorum. Birini aramadan önce mentalimi hazırlamam gerekiyor. Bu sebepten ötürü yakınlarım tarafından çok eleştirildim. Dakikalarca ses kaydı at ya da uzun mesaj yaz de yaparım ama telefonda konuşmak beni geriyor. Bu yüzden birilerini aramayı hep erteliyorum. Benden büyükler beni aradığı zaman da kendimi çok mahcup hissediyorum. Tüm anksiyetemi kenara bırakıp üç kişiyle telefon görüşmesi yaptım. Daha aramam gereken ama aramadığım onlarca insan vardı. İftar saati yaklaşıyor diye arayamadım.
Yarın görüşmek üzere.
Yorumlar
Yorum Gönder