13. Gün
Sabah sınav merkezine gitmek için saat dokuza doğru evden çıktım. Çıktım çıkmasına ama dışarıda karla karışık yağmur vardı. Uzun zamandır beklediğim kar tanelerini görünce çok sevinsem de fırtına yüzünden sevincim uzun sürmedi diyebilirim. Evden çıkmadan en azından pencereyi açıp hava nasıl diye baksaydım daha kalın giyinirdim. Geri de dönemem o zaman geç kalırdım. Neticede üzerim ince, ellerim ve yüzüm buz tutmuş şekilde yola koyuldum. Sınava gireceğim okul her zaman yürüyüş yaptığım cadde üzerinde olduğu için arabayla gitmeme gerek yoktu. Bu eve taşınmadan önce de bu okulda sınava geliyordum. Nasipte bu sene yürüyerek gitmekte varmış. Sabahın erken saatinde esnaflar bile dükkanları açmamışken cadde yürüyen belkide tek insandım. Yoldan geçen bi kaç araba vardı hepsi bu. Hem üşüyüp hem de yürüyüş yapmaktan saçma bi şekilde keyif aldım. Hava beklediğimden çok ama çok soğuktu. Neyse ki okul sıcaktı. Sınava gelen çok az öğrenci vardı. Şaşırmadım. Geçen seneler yine havalar böyle soğukken her ne kadar arabayla gelecek olsam da sıcak yatağımdan kalmak zor geldiği için ben de sınavı ekmiştim.
Sınav sonrası eve gelince uzun uzun kahvaltı yaptım. Öğleden sonraki derslere baktım. Saati ikide tekrar sınava gittim. Tekrar üşüdüm. Uzunca yürüdüm. Böylelikle bugün yapmam gereken yürüyüşü yapmış oldum. Bu beni tatmin etti.
100 mükemmel gün challenge ıma eklemek istediğim bir diğer hedef ise sahihi buhari derslerine başlamaktı. Kitabım bugün elime geçti ve bir heyecanla ilk dersi dinledim. Çok güzel geçti. Her gün bi ders dinlemeye çalışacağım. Ne zamandır hadis çalışmak istiyordum fakat en çok arzuladığım şey bu derslerin ruhuma iyi gelmesi. O niyetle okuyorum diyebilirim.
Yemek çay faslında sonra önümde iki seçenek vardı. Yarınki sınavın derslerine bakmak ya da kar yağınca okuyacağım diye uzunca süredir beklettiğim o kitaba başlamak. Tabiki de kitaba başladım. ( Bir Adhd özelliği; yapması geren acil işler dururken alakasız tonla iş yapmak).
Kiremit rengi bu koltuğu alırken tam da bunu hayal etmiştim; koltuğa uzanıp akşamları sessiz sakin saatlerce kitap okumak. Öyle de oldu. Bu saat oldu kitabı halen elimden bırakamadım. Çok beğendim. Yarın sabah erkenden sınava gitmeyecek olsam belki sabaha kadar okur bitirirdim. Kitaptaki Kemal karakterine uyuz olmadım değil. Söylemeden geçemeyeceğim :)
Son zamanlarda etkinlikler ve planlanan birliktelikler hiç ilgimi çekmiyor. Bazen zorluyorum kendimi belki yanılıyorsundur Betül diyorum. Belki bu sezgi değil üşengeçliktir diyorum. Yok, üşengeçlik değil. Ayrıştırabiliyorum ve ayrıştırabildiğime daha da güvenmek istiyorum. Sosyallik ve paylaşım ile ilgili düşüncelerim ve hislerim iyice berraklaştı. Buna seviniyorum.
Bütün bu deneyimler tek başınalığımızı hatırlatıyor bana. Daha doğrusu tek başınalığımı. Kendi deneyimlerimde uzun bir süre önce kendimde kalırım çünkü. Tek başınalığımdan tek başınalığımıza zihinsel olarak geçmek için bu geçişi bilinçli olarak yönetmem gerekir.
Bir de mecburi olarak katılmam gereken ortamlar olabiliyor. Bu hafta içi var mesela. Öyle ortamlarda mümkün mertebe uzun süre kalmamayı tercih ediyorum. Bu da benim psikolojik kalkanım. İnsanları değiştiremem ama bakış açımı değiştirebilirim. En azından çabalıyorum.
https://open.spotify.com/track/51YBgcV6jDrRFz2cq5d9Ma?si=f4MLMKA9QAKv0hwa4irAZw
Yorumlar
Yorum Gönder