Ana içeriğe atla

14. /15 Gün

Dün buraya yazmayı tamamen unutmuşum. Ertelemek ya da üşenmek değil. Aklımdan çıkmış. 14. gün yani pazar sabahı erkenden sınava gittim geldim sonrasında güzel bi kahvaltı hazırladım. Kahvaltı yaptıktan sonra evin erkek bireyi rahatsızlandı. Apar topar ambulans çağırdık. Beni ambulansa almadılar şaka mı ? Arabamız otoparkta ama benim ehliyetim yok malum hemen bize yakın oturan arkadaşımı (arkadaşım mı tam emin değilim yeni yeni arkadaş olacak gibiyiz ) aradım. Arabasıyla geldi beni aldı hastaneye gittik. Akşam eve geldiğimizde sanırım saat yediydi. Yavaş başlayan ama hızlı biten bir gün oldu. Şu ehliyet mevzusunu da bi ara konuşalım.

Bugünse sabah erkenden çalan telefonla uyandım ki; bu hiç sevmediğim bi şeydir. Kahvaltı sonrası evin rutin işleriyle ilgilendim. Ne kadar yorulmuş olsam da öğle ezandan sonra sitenin spor salonuna indim. Elli dakika yürüdüm. Yürüyüş yapmaya alıştıkça bir gün yapmasam eksikliğini hissetmek hoşuma gidiyor. Yürüyüşten gelince sıcak bir duş aldım. Sonra da o saçlarla biraz uyuyakalmışım. Günün geri kalanı hapşırıklar arasında akşam yemeği hazırlamakla geçti.


Yemek çay sonrası biraz ders çalışayım dedim evin internetinde sorun çıktı. Ben de saatlerdir hiçbir şey yapmadan yatıyorum öyle. Hiçbir şey yapmadan öylece yatmak artık bana batan bir şey değil galiba. Önceden bıcırık bir tonlama ile kınamaya bayılırdım: Ay insanlar bir şey yapmadan nasıl yatabiliyorlar saatlerceeğ.. 

Şükürler olsun artık ben de yatanlardanım. 


İtalyanca çalışayım dedim; pek odaklanamadım. Zihnim epey dağınık bugün. Şu saatte tek yapabileceğim şey kitabımı okumak. 


Güne veda, yeni haftaya merhaba. Ömrümüz varsa.


https://open.spotify.com/track/2AkAOYrPl6kjQJUSxkPS1Q?si=_CFZ38Z-RVODkfk6F90D5g




Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

5. GÜN  Beşinci günden merhabalar! Burayı takip eden var mı? Bir ses verin lütfen:) Selamlarım kimlere gidiyor bilmek isterim. Sabah alarmsız uyandım. Bunun bi çok insan için bulunmaz bir nimet olduğunun farkındayım. Çalışan insanların bana özendiğinin de. İnanın özenilecek bir hayatım yok. Ben ne buhranlar geçiriyorum kimsenin haberi olmuyor :)))    Sürekli evde olmanın verdiği psikolojik ağırlığı kimse konuşmuyor mesela. Özel sektörde çalışmanın da ayrı bi zorluğu var. Çalışmanın da çalışmamanın da artısı eksisi var tabii. Hayatımın bu döneminde çalışmıyorum gelecek ne gösterir bilinmez. Bu sıralar sadece “ kendime nasıl daha iyi gelirim “ i düşünüyorum. Tüm çabam bu yönde. Benim gibi herkese bol kepçe şefkat dağıtıp kendine gelince cimrilik yapan bi insan için öğrenilmesi zor meseleler bunlar. Öğreniyorum yavaş yavaş.  Hafif bi kahvaltı yaptıktan sonra ne zamandır ertelediğim omuz ve boyun egzersizlerini yaptım. Kaygılı insanların sorunu sürekli bi yerlerin kasılm...
2. GÜN  Herkesin her yeni şeye pazartesi günü başlama isteğini anlıyordum ama bende bu yöntem hiçbir zaman işlemedi. Uzun zamandır günlerin bi önemi ya da motivasyonu kalmamıştı benim için. Öyle ki 100 mükemmel gün challenge ma dün yani pazartesi başladığımı fark edemeyecek kadar. Bilmeden de olsa ben de artık “pazartesi başlayanlar “ topluluğuna katılmıştım. Sırada önümde yapılması gereken yarışlar varılması gereken hedefler vardı. Sahiden de öyle miydi? Hayır. Peki değişen neydi?   Çocukluğumdan beri her şeyim planlı programlıydı. İdareci ve son derece disiplinli bi babanın kızı olarak büyüdüm. Bize kattığı en güzel haslet daima dakik, planlı programlı dahası yaptığımız işlerde son derece disiplinli bireyler olmamızdı. O zamanlar hatta sonrasında da bunun hep iyi bir şey olduğunu toplum  tarafından takdir edilesi bir özellik olduğunu düşündüm. Hayatımda hep bir sonraki adımım ailem tarafından planlanmıştı. Önümü görebiliyordum. Hep aşılması gereken yollar başarılması ge...
 12. Gün  Mükemmel bir gündü  Her ne kadar yine yeniden sabah ezandan sonra uyumakta zorluk çeksem de ve erken bi saat (09:30 benim için erken evet ) mobilyacıdan gelen telefonla uyandım. Bir saate sizdeyiz dedi. Telefonu kapatıp geri uyudum çünkü neden uyumayayım?  Saat on bire doğru bir ay öncesinden aldığımız koltuklar geldi. Mecbur kalktım artık. Günün ikindiye kadar olan kısmında mobilyaları monte etmek, odaları temizlemek ve yerleştirmekle geçti. A ltı senenin sonunda “kendime ait bir odam” oldu. Salonumuz gri soğuk tonlarda olduğu için bu oda renkli olsun istedim ve turuncu koltukla çağla yeşili berjer sipariş ettim. Odayı yerleştirince eve enerji geldi resmen. Turuncu rengi ya da kiremit rengin de diyebiliriz hayatıma son yıllarda yavaş yavaş dahil ettiğim bir ton. Yeni yıl ajandamı da turuncu renk seçtim. Her şeyi mavi ve mavinin tonları olan benim için büyük riskti ama bu koltuk şimdiden içimi ısıttı. Hem rengin hem de yeniliğin verdiği o taze enerjiye hayr...