Ana içeriğe atla

50. Gün 

Bugün yeni başlangıçlar için güzel bir gün diye düşünüyorum. Okulun ilk günü. Her ne kadar okulla alakam kalmasa da. Yılların getirdiği bir alışkanlık olarak senelik planları, hatırlamaları okula göre yapmak. Yarıyıl tatili sonrası herkes okuluna döndü. Aynı zamanda yeni bir haftanın ilk günü dahası yeni bir aya girdik. 

Ben de ne zamandır ertelediğim beslenme düzenine geçmeye karar verdim bu yeniliğin şerefine. Belki yine ertelerdim ama rahatsızlığımın iki gündür atak yapması ve” yenilenme’ fikri beni dürttü diyebilirim. Bağışıklık meselesi konusuna ciddiyetle eğileceğim. Süt ve süt ürünlerini minimuma indirdim. Yemeye gerçekten değecek şeyleri tüketeceğim bu anlamda. Yapay zeka sağolsun güzel bir liste çıkarttı. İki hafta deneyeceğim bakalım. İki hafta boyunca süt ve süt ürünleri şeker tüketmek yok. Bugün sütlaç yapmamın dışında bi sorun yok tabi. 


Havanın günlerdir yağışlı geçmesi barajlarımız açısından iyi olsa da benim açımdan iyi değil. Yürüyüş bahanesiyle evden çıkıyor hayatın içine karışıyordum. İyi geliyordu. Enerjim tazeleniyordu. Bu havada yağmurda yürümem mümkün değil. Gün içerisinde de spor salonuna inecek bi vakit ayıramadım açıkçası. Üstüne de düşmedim. Bu hafta da yağışlı geçerse bahaneleri kenara bırakıp spor salonunda yürüyüşümü yapmalıyım diye düşünüyorum. 


Belki de bloğa ilk defa bu kadar erken bi saatte  yazıyorum. Evde yapılacak işler bitti köşeme çekildim tam kitap okuyacakken kendimi burada buldum. Günlerdir süren yağmurdan ötürü dışarıda yürüşe çıkamadığım için çok sevdiğim cafeye de gidemedim. Yürüyüş sonrası cafede oturup kitap okumak oradaki resim sanatına dair kitaplara dalmak son aylarda en sevdiğim rutinim olmuştu. Son bir haftada bu süreç içerisinde her gün yapmayı planladığım şeyler sekteye uğramışken bugün bi köşesinden yakalamak istedim ve ev ortamımda kendi cafemi kurdum. Kitabım, kahvem ve pencerenin önünde beni bekleyen berjerim. Dışarıda yağmuru seyretmenin keyfi de bambaşka. 


Şimdi akşam yemek öncesi biraz kitap okuyacağım. Akşam yemeği sonrasında kandil olduğu için başka şeylerle meşgul olmak yerine ibadetle geçirmek istiyorum. İnançlı biri olarak bu günleri önemsiyorum. 


Ayrıca; basit hayatın mükemmel günleri diye çıktığım bu yolculukta yolu yarılamışım. Bakalım yolun sonunu getirebilecek miyim? 

Yarın görüşmek üzere. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

5. GÜN  Beşinci günden merhabalar! Burayı takip eden var mı? Bir ses verin lütfen:) Selamlarım kimlere gidiyor bilmek isterim. Sabah alarmsız uyandım. Bunun bi çok insan için bulunmaz bir nimet olduğunun farkındayım. Çalışan insanların bana özendiğinin de. İnanın özenilecek bir hayatım yok. Ben ne buhranlar geçiriyorum kimsenin haberi olmuyor :)))    Sürekli evde olmanın verdiği psikolojik ağırlığı kimse konuşmuyor mesela. Özel sektörde çalışmanın da ayrı bi zorluğu var. Çalışmanın da çalışmamanın da artısı eksisi var tabii. Hayatımın bu döneminde çalışmıyorum gelecek ne gösterir bilinmez. Bu sıralar sadece “ kendime nasıl daha iyi gelirim “ i düşünüyorum. Tüm çabam bu yönde. Benim gibi herkese bol kepçe şefkat dağıtıp kendine gelince cimrilik yapan bi insan için öğrenilmesi zor meseleler bunlar. Öğreniyorum yavaş yavaş.  Hafif bi kahvaltı yaptıktan sonra ne zamandır ertelediğim omuz ve boyun egzersizlerini yaptım. Kaygılı insanların sorunu sürekli bi yerlerin kasılm...
2. GÜN  Herkesin her yeni şeye pazartesi günü başlama isteğini anlıyordum ama bende bu yöntem hiçbir zaman işlemedi. Uzun zamandır günlerin bi önemi ya da motivasyonu kalmamıştı benim için. Öyle ki 100 mükemmel gün challenge ma dün yani pazartesi başladığımı fark edemeyecek kadar. Bilmeden de olsa ben de artık “pazartesi başlayanlar “ topluluğuna katılmıştım. Sırada önümde yapılması gereken yarışlar varılması gereken hedefler vardı. Sahiden de öyle miydi? Hayır. Peki değişen neydi?   Çocukluğumdan beri her şeyim planlı programlıydı. İdareci ve son derece disiplinli bi babanın kızı olarak büyüdüm. Bize kattığı en güzel haslet daima dakik, planlı programlı dahası yaptığımız işlerde son derece disiplinli bireyler olmamızdı. O zamanlar hatta sonrasında da bunun hep iyi bir şey olduğunu toplum  tarafından takdir edilesi bir özellik olduğunu düşündüm. Hayatımda hep bir sonraki adımım ailem tarafından planlanmıştı. Önümü görebiliyordum. Hep aşılması gereken yollar başarılması ge...
 12. Gün  Mükemmel bir gündü  Her ne kadar yine yeniden sabah ezandan sonra uyumakta zorluk çeksem de ve erken bi saat (09:30 benim için erken evet ) mobilyacıdan gelen telefonla uyandım. Bir saate sizdeyiz dedi. Telefonu kapatıp geri uyudum çünkü neden uyumayayım?  Saat on bire doğru bir ay öncesinden aldığımız koltuklar geldi. Mecbur kalktım artık. Günün ikindiye kadar olan kısmında mobilyaları monte etmek, odaları temizlemek ve yerleştirmekle geçti. A ltı senenin sonunda “kendime ait bir odam” oldu. Salonumuz gri soğuk tonlarda olduğu için bu oda renkli olsun istedim ve turuncu koltukla çağla yeşili berjer sipariş ettim. Odayı yerleştirince eve enerji geldi resmen. Turuncu rengi ya da kiremit rengin de diyebiliriz hayatıma son yıllarda yavaş yavaş dahil ettiğim bir ton. Yeni yıl ajandamı da turuncu renk seçtim. Her şeyi mavi ve mavinin tonları olan benim için büyük riskti ama bu koltuk şimdiden içimi ısıttı. Hem rengin hem de yeniliğin verdiği o taze enerjiye hayr...