62. Gün Hafta sonlarına dair şehri gezmek hariç en çok sevdiğim bir diğer şey; öğleye doğru uzayan kahvaltı faslı. Sofra ortada iken koltukta tv karşısında uzun uzun çay keyfi yapmak. Uzun yıllar televizyonumuz olmadı. İlk evimiz çok küçük olduğu için koyacak yer yoktu - ciddili- gerek duymadık. Bilgisiyar işimizi görür dedik. Ne zaman bi otele gittik yatağın ayak ucunda devasa bi tv gördüm ve orada uzanıp keyif yaptım işte o zaman bi ihtiyaç olduğunu anladım. Evinde tv olmayan havalı çiftlerden olacaktık. Popüler kültüre boyun eğmeyecektik derken iki sene önce aniden - her şey gibi - eşim elinde tv ile geldi. O gün bugündür müptelasıyız. Çok nadir sinemaya gidiyoruz. Senede iki belki. Evimin konforunda film izlemek daha çok hoşuma gidiyor. İşte tüm gün koltukta film izleyip pineklemeyi düşünürken bi çılgınlık yapıp avm ye gittik. Arkadaşlarıma yazdığım mesaj “ Kaç dakikadır avmin otoparkında geziyoruz park edecek yer yok! Biril...
61. Gün "Sokrates'e birinin yolculuklarla hemen hemen hiç değişmediğini söylemişler. "Eminim ki, kendini de birlikte götürmüştür" diye yanıtlamış Sokrates. Yoksa madem hepimize bu cihanda bir yer, olmayan o yerde buluşacağızdır gibi, nereye kadar gideceğiz ya da duracağız? Çünkü yolun sonunda bir yerde mutlaka toplanacağızdır. Ama değil mi ki oraya da aidiyet hissedemeyiz oradan da gidesimiz gelir orayı da kalabalık yaptık çünkü, orası da bir yer'leşti, resmiyet kazandı. Olur bu. Hep oldu. Buna direnmeyelim elbirliği edelim tamam kabul ama cihansız olup bir yerde de buluşmayalım lütfen. Kendilerimizi geride bırakabilir miyiz? Bu böyle herkesin kendine ait müstakil cihansızlığı olarak devam etse olmaz mı? Tamam kendini cihansız hissedenler güruhu olarak varlığınızın saptanmış olmasına hayır hiç asla lafım yok fakat sayınızın artmasından bir miktar rahatsızlık duyuyor olmam cihansızlığımı benciliyorsa, rahatsızım, müstakil cihansız olayım istiyorum, cihansızlıkla...